Etiket arşivi: Diş eti tedavisi| diş eti hastalıkları

Zirkonyum

EMPRESS DİŞ

Empress diş nedir?
Empress diş kaplamalarda zirkonyum veya metal yerine güçlendirilmiş porselen ile işlem tamamlanır.
Empress adı verilen güçlü cam yapının ışık geçirgenliği mükemmeldir.
Doğal dişten ayırd edilemeyecek kadar doğal bir görüntü elde edilir.
Güçlendirilmiş cam ile yapılan empresslerin en büyük özellikleri ışığı doğal diş gibi yansıtmaları nedeni ile doğal görüntüde olmalarıdır. Metal porselenlerde metalin koyu rengi diş etinde karartı şeklinde kötü bir görüntü verir. Zirkonyum alt yapılı diş kaplamalarında da ışık geçirgenliği empress diş kaplamalarındaki kadar iyi olmadığından dikkatli bakıldığında empress diş kaplamaları zirkonyum diş kaplamalarına göre daha doğal görünürler.

Estetik diş hekimliğinde özellikle ön diş kaplamalarında Empress kaplamalar tercih edilmelidir. Çünkü Empress kaplamaları doğal görünür. Özellikle ön dişlerde çok iyi sonuç veren empress kaplamaların estetik başarısı oldukça yüksektir.

Empress diş kaplamalar bilgisayar destekli, hassas cihazlar kullanılarak kişiye özel hazırlanır.

Özellikle metal allerjisi olan kişilerde porselen kaplamalar yerine empress diş kaplama tercih edilmelidir. Çünkü metal yerine cam destekli özel bir porselen kullanılır ve bu sebeple Empress diş kaplama yaptıran hasta allerji sorunu yaşamaz.Biyoloj,k olarak vucuda en uygun diş kaplama malzemesi de empress diş kaplamalarıdır. Empress kuronlarda ana madde cam silika yani porselendir.

Hangi dişlere empress diş kaplama yaptırabilirim?

Estetiğin önem kazandığı ön bölge kesici/küçük azı dişleri ve bu bölgedeki tek diş eksikliklerinde empress yapılır.

Empress kaplama hangi dişlere yapılmaz?

Arka bölgede yani büyük azı dişlerinde çiğneme kuvvetleri arttığı için tercih edilmemelidir. Birden fazla diş eksikliğinin bulunduğu ön ve arka bölge köprülerinde empress tercih edilmez. Böyle durumlarda estetik ve daha yüksek dirence sahip zirkonyum diş kaplama ilk tercih olmalıdır.

Hangi durumlarda empress yapılır?
Gülüş tasarımı isteyen kişilerde.
Antibiyotik/Fluor kullanımı/Yaşa bağlı renklenmeler
Beyazlatmayla sonuç alınamayan kanal tedavili dişler.
Doğumsal doku-şekil bozukluğu bulunan dişler
Eğri konumlanmış ortodonti tedavisi olamayan kişilerde
Diastema adı verilen dişlerin arasının açık olduğu durumlarda
Zamanla fiziksel/kimyasal aşınmış yaşlı dişler.

Empress Kuron Kaplamaların Avantajları Nelerdir?
Doğal bir görünüş sağlar.
Estetik açıdan yüksek kaliteli sonuçlar verir.
Empress kaplamaların renk ve yüzey yapısı kontrol edilebildiğinden sonuçları son derece estetik ve doğaldır.
Empress kaplamaların diğer kaplama çeşitlerine göre tutuculuğu daha yüksektir.
Empress kaplamaların yüzeyi diğer kaplamalara göre parlaktır. Bu özelliği sayesinde diş eti sağlığı bakımından da son derece sağlıklıdır.
Aşınmalara karşı son derece dayanıklıdır.
Dişlerin bozulan şekli ve rengi düzelmiş olur.
İşlem sonrasında gençleşen birey istediği estetik ve güzel görüntüye kavuşur.

2014 Empress diş kaplama fiyatları
Estetik diş kaplamalar içerisinde en maliyetli olan kaplama empress diş kaplamadır çünkü hassas bir çalışma ve ileri teknoloji gerektirir. Ölçü işleminin en hassas malzemelerle alınması gerekir.Diş hazırlama süresi de basamaklı kesim yapoldığı için daha uzun prosedüre sahiptir.
Bu ve bunlar gibi birçok nedenden dolayı empress diş kaplamalar çok uzuz olamamaktadır. Ancak sağladıkları mükemmel görüntü ve doğallık nedeni ile çok tercih edilirler.Kurallar nedeni ile web sitelerinden fiyat bilgisi verilememktedir. Siz en iyisi bizi arayın konuşalım sizin için en uygun diş kaplama malzemesine birlikte karar verelim ve fiyatları hakkında sizi bilgilendirelim.
Her yıl diş fiyatlarında bir miktar değişiklik olmakla birlikte empress diş fiyatları daha çok döviz kurlarından etkilenmektedir. Hatta empress diş fiyatları geçen yıllara göre daha ucuzlamıştır.
Bilgi için 0549 347 4 347
Mail: estetik.dentist@gmail.com

ÇOCUK DİŞLERİNİN ÖNEMİ

Pedodonti ya da çocuk diş hekimliği 0-14 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlığını korumayı ve oluşan hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan ana bilim dalıdır.
Çocukların ağız ve diş sağlığının mükemmel olması, 6 ayda bir düzenli yapılan diş hekimi kontrolü ile sağlanabilir. Bu kontroller sırasında ağız ve diş sağlığını tehdit eden her türlü sorun tespit edilebilir. Burada önemli olan bu sorunların erken teşhisi ve tedavisidir. Çocuk hastada erken teşhis çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.

Çocuklara uygulanan koruyucu yaklaşımlar ve tedaviler;
• Ağız hijyeni kavramının öğretilmesi
• Diş fırçalama alışkanlığının kazanılması
• Sistemik ve topikal florür uygulamalarının yapılması

•Fissür örtücülerin uygulanması olarak sayılabilir.

implant

İmplant Diş 2014

 

İmplant diş, titanyum kullanılarak, çekilmiş dişin yerine onun fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine koyulan yapay diş köküdür.İmplant yapımında amaç, kemik bağlantılı implant ve bu mevcut diş boşlukarı implant veya implant üzerineyapılacak protezler ile giderilmesidir.
İmplant sayesinde ağzınıza takılacak dişler, doğal dişiniz gibi estetik ve fonksiyon sağlar.
İmplant uygulandıktan sonra 2-6 ay bekleme süresi vardır. Daha sonra dişeti altına yerleştirilen implantın üstüne sabit veya çıkarılabilir protezler yapılır.
mplantların çekimden sonra fazla zaman kaybetmeden yerleştirilmesi kemik kaybını önler. Kayıp dişlerin yerine yerleştirilen implantlar çene kemiğinin şeklini ve yoğunluğunu korumaya yardımcı. Bu sayede dişeti dokuları, yanaklar ve dudaklar, desteklenir.Başka bir deyişle bütün yüz estetiğ korunmuş olur.
İmplantlar çiğneme, gülümseme, konuşma ve tamamen doğal bir görünüm oluşmasına yardımcı olur. Bu işlevsellik sosyal, psikolojik ve fiziksel rahatlık sağlar.
İmplant uygulamalarının ana hedefi; implantlar ve bunlardan destek alan implant üstü protezler ile her türlü dişsizliğin ve eksik fonksiyonların giderilmesidir.
İmplantların yapıldığı durumlar:
Tek diş veya daha fazla diş eksiklikleri
Tam dişsizlikle
İmplant yerleştirilmesinde aşamalar:
İmplant yapılmadan önce neler yapılmalıdır?
İmplant diş size uygun mu?
İmplant sorunları?
İmplant yapıldıktan sonra nelerle karşılaşabilirsiniz?
Diş ile implant arası uygun yan aralık en az 1.5 mm olmalıdır. İki implant arası bu mesafe 3 mm olmak zorundadır.
Diş ile implant arası aralık 1.5 mm den az ise veya iki implant birbirlerine 3 mm den yakın ise bu durum kemik kaybına neden olacaktır.
Öncelikle implantı yerleştirecek uzman tarafından durumunuzun implant için elverişli olup olmadığı incelenir. İmplant eksik diş ya da dişlerin yerine konmasında çok rahat bir çözüm olmasına rağmen her hastada uygulanması mümkün değildir.
İlk incelemenin ardından radyolojik incelemeler de yapılır. Çoğu zaman için yerleştirilecek implant için panoramik ve periapikal röntgen yeterli olur . Bazı durumlarda CT ( computerize tomografi ) çekilmesi gerekebilir . İmplant yerleştirildikten sonra uygulanacak tedavi planlanır. Eğer ağzınızda kendi dişleriniz varsa bu dişler incelenir gerekiyorsa tedavileri yapılır. Ağız hijyeni sağlanır ve dişeti sorunları varsa implantın yerleştirilmesinden önce giderilir.
İmplantın Yerleştirilmesi : Bu aşamada titanyum implant vidaları çene kemiği içinde açılan yuvaya yerleştirilir. Bu işlem lokal anestezi altında yapılan cerrahi bir işlemdir ve yaklaşık bir saat kadar sürer.
İyileşme Süreci : Bu aşamada implantın çene kemiğine kaynaşması beklenir. İyileşme alt çenede 3, üst çenede 6 ay kadar sürer. Ancak bu süre kemiğin yapısı ve iyileşme potansiyeline bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir.
Dayanağın Yerleştirilmesi : Titanyum vida çene kemiğine bağlandıktan sonra proteze dayanak olacak parça yerleştirilir. Bu parçaya “abutment” denir. Bu uygulama çok daha kolay ve kısadır. Yerleştirilen implant kök vazifesi görür , ve üzerine yapılan abutment alt yapı vazifesi görür .
Protezin Yapılması : Yerleştirilen implant vidası ve abutment yapılacak protez için bir alt yapı oluşturur ve protez planlandığı şekilde uygulanır. Böylece eksik dişleriniz tamamlanmış olur ve tedaviniz sona erer.

 

Ayrıntılı Bilgi ve muayene için

0549 347 4 347

0212 661 69 79

DİŞ ÇEKİMİ SONRASINDA KARŞILAŞILMASI OLASI KOMPLİKASYONLAR

DİŞ ÇEKİMİ SONRASINDA KARŞILAŞILMASI OLASI KOMPLİKASYONLAR
Kanama

Bu durum çekimden birkaç saat sonra yada birkaç gün sonra başlayan kanamalardır. ‘Nedenler arasında hastanın çekim sonrası önerilere uymaması, yetersiz cerrahi teknikle olu-; şan yaralanma, bilinmeyen pıhtılaşma bozuklukları, antikoagülan kullanımı, hasta-mnkehdifıi fiziksel olarak zorlaması, yüksek kan basıncı gibi durumlar sayılabilir.

Tedavi: Tampon ve kompresler ile hemostaz sağlanmaya çalışılır. Eğer kanama uzun süre devam etmişse.hematokrit değeri ölçülmelidir. Yumuşak doku yaralanmalarında iyodo-formlu vazelinli şeritler bölgeye dikişler ile tespit edilir. Kemikten gelen kanamalarda greft uygulaması yapılabilir.

 

Ekimoz ve Hematom Çekim sonrası oluşan kanamanın doku boşluklarına birikmesi sonucu 2-3 gün sonra yumuşak dokuda mavimsi renk değişikliği şeklinde ekimoz olur. Oluşmaması için hemostaz sağlanmalıdır. Hastaya rengin tamamen ortadan kaybolmasının birkaç hafta sürebileceği söylenmelidir.

 

Şişlik

Dokularda cerrahi sonrası travmaya yanıt olarak iltihabi ödem oluşur. Genellikle açık çekim sonrasında görülür. Yumuşak doku hasarı, dikkatsiz flep kaldırılması, sivri kemiklerin yumuşak dokulan irrite etmesi sonucu ödem sıklığı artar.

Tedavi: Enfeksiyon tedavisi uygulanır.

 

Ağrı, His Kaybı

Alveol veya periosta ait ağrılar 24 saatten uzun sürebilir ve 3-5 gün sonra ortaya çıkabilir.

Bu durum enfeksiyon varlığını gösterir. Trav-matik diş çeldmi, n. alveolaris inferior hasarı, çekim boşluğunda kök yada yabanci cisim kalması ağrı oluşumuna neden olabilir. Tedavi: Postoperatif ağrı kontrolü için çekim öncesi yada sonrasında ağrı kesicilerden yararlanılmalıdır.

 

 

Trismus

Lokal anestezik solüsyona bağlı veya postoperatif hematom ve enfeksiyon sonucu miyofasiyal spazm oluşabilir. Bunun sonucunda oluşan trismus birkaç hafta devam edebilir. Tedavi: Zor çekimlerden bir gün sonra hasta kontrole çağınlmalı ve 3 parmağını dik olarak sokabilecek kadar ağzını açması önerilir. Persiste olgularda sıcak uygulaması, egzersiz ve fizik tedavi uygulamalarına geçilir.

 

AĞIZ KURULUĞUNA YOL AÇAN NEDENLER

 

Tükürük bezlerinin fonksiyonlarının bozulması sonucu salgılanan tükürük miktarında büyük ölçüde azalmalar görülür. Tükürük akış hızının azalması veya kuruluk hissi sadece bir bezin fonksiyonunun bozulması sonucu değil, genellikle tüm bezlerin veya çoğunun fonksiyon görememesi nedeniyledir .Salgılanan tükürük miktarının azalmasına yol açan durumlar aşağıda belirtilmiştir.

Ağız kuruluğuna yol açan nedenler

1.            İlaç kullanımı

2.            Radyoterapi

3.            Sistemik hastalıklar , bağ dokusu hastalıkları ,Bağışıklık sistemi bozuklukları (AİDS gibi) ,Hormonal bozukluklar (Diabet gibi) – Beslenme bozuklukları

4.            Psikolojik bozukluklar (Depresyon gibi)

5.            Yaşlanma ve tükürük miktarında azalma

6.            Travma ve cerrahi operasyonlar

Tükürük bezlerinin bu denli yaygın etkilenmesi ve fonksiyon görememesinde en önemli etken, sistemik bazı ilaçların kullanımıdır. Antikolinerjik, antihistaminik, anti depresan, diüretik, antiparkinson ve psikoterapötik preparatlar tükürük miktarının azalmasında ilk sırada yer alan ilaçlardır. İlaç kullanımı kesildikten kısa bir süre sonra tükürük miktarı normal değerlere geri döner.mÖzellikle baş, boyun bölgesine yapılan radyoterapi, tükürük bezi fonksiyonlarının bozulmasına ve uzun süre bu durumda kalmasına yol açan bir nedendir.

TÜKÜRÜĞÜN ÇÜRÜKLERE KARŞI KORUYUCU FONKSİYONLARI

• Şekerin ağız ortamından uzaklaştırılması : Beslenmeyle alman karbonhidratların özellikle şekerlerin ağız ortamında uzun süre kalmadan uzaklaştırılması tükürüğün en önemli fonksiyonlarından birini oluşturur.

Sıvı karbonhidratların alımını takiben ilk birkaç dakika içinde şekerin ağız içindeki konsantrasyonu hızla düşer, sonraki dakikalarda bu düşüş yavaşlar.

Gargara, macun ve jellerle alman florür de aynı mekanizmayla ağızdan uzaklaşabilir. Ancak florürün uzaklaşması şekerin uzaklaşmasından daha yavaş olmaktadır. Çünkü florürün ağız içinde yumuşak ve sert yüzeylere bağlanabilme özelliği vardır. Geçici olarak depolanan bu florür bir süre sonra yavaş yavaş salınmaya başlar. Florürün etkinliği bu süreye de bağlıdır ve ne kadar uzun sürerse, çürük önleyici etkisi o kadar güçlenir.

DİŞ ÇEKİMİ

 

 

DİŞ ÇEKİMİ

 

Her cerrahi işlemde olabileceği gibi diş çekiminde de komplikasyonlarla karşılaşmak mümkündür. Önemli olan, bu komplikasyonların neler olduğunu ve karşılaşıldığında ne gibi  önlemler alınması gerektiğini bilmektir. Diş çekimi ile ilgili komplikasyonlar, diş çekimi sırasında   karşılaşılanlar ve sonrasında karşılaşılanlar olmak üzere iki gruba ayrılabilir.

 

Radyolojik ve klinik kontrollerin ve uygulamanın dikkatli yapılmaması sonucu karşılaşılması olası bir durumdur.

Tedavi: Böyle bir durumla karşılaşıldığında hata hemen farkedilirse diş vakit kaybetmeden serum fizyolojik ile yıkanır ve çekim boşluğuna yerleştirilir. Komşu dişlerden destek alınarak diş sabitlenir. Bu işlem ligatür teli, braket veya kompozit dolgular aracılığı ile yapılabilir. Yerine yerleştirilen diş oklüzyondan çıkartılmalı ve uzun dönemde vitalitesi kontrol edilmelidir. Gerektiğinde kanal tedavisi yapılmalıdır.

 

 

Çekim sırasında elevatörün dikkatsiz kullanımı sonucunda komşu diş zarar görebilir. Elevatör uygulaması esnasında amaç peridonsiyumun genişletilmesi ve periodontal ligamanların kopartılması hedeflenir. Komşu dişte kırık meydana gelmesi, restorasyonunun düşmesi, komşu dişin lüksasyonu, antogonist dişte harabiyet dikkatsiz çalışmanın sonucunda görülebilecek komplikasyonlardır.

Komşu dişte kırık oluştuysa;..kırık minede ise sivri çıkıntılar düzeltilir, kırık dentinde ya da pulpa açıldıysa dolgu ve kanal tedavisi  işlemleri yapılmalıdır.

Komşu diş alveol soketinde yükselmişse; dişi yerleştirip gerekli ise fiksasyon yapılmalıdır.

Antogonist dişte zarar oluşursa duruma göre tedavi seçenekleri değerlendirilir.

 

 

Diş çekim teknikleri kuralına uygun olarak gerçekleştirilmez ise en sık karşılaşılan komplikasyondur. Her ne olursa olsun diş çekimi öncesi radyografik kontrolün yapılması ve ona göre uygulanması gerejorTEğri, uzun, yoğun kemik içindeki kökler çekim sırasında zorluk çıkarırlar ve kırılabilirler. Mine bütünlüğünü. kaybetmiş, daha önce kanal tedavisi gören, yaşlı bireylere ait dişler kırılmaya daha yatkındır.

Tedavi: Kırık parçanın durumuna göre tedavi değişir. Gereldrse flap kaldırarak kalan kökler çıkarılır. Periotom, Piezzocerrahi aletleri kırılan parçaların çıkartılmasında yardımcı olup daha az travmaya sebep olurlar.

 

Çekim tekniğinin yanlış seçilmesi, aletlerin tam yerleştirilememesi, açık çekim uygulanan vakalarda flebin doğru kaldırılamaması sonucunda mukozada kesilmeler delinmeler meydana gelebilmektedir. Tedavi: Yüzeysel olan yaralanmalarda doku kendi kendine iyileşmeye bırakılır. Derin yaralanmalarda dikiş atılmasında ve hemostaz sağlanmasında yarar vardır.

 

 

Diş çekimi tamaman teknik bir uygulamadır gereksiz kuvvet uygulamak, önceden yapılacak tedaviyi planlamamak çene kırılmasına sebebiyet verebilir. Çekim esnasında çene kırıkları genellikle 3. molar dişlerinin çekimi sırasında oluşabilir. Resim 1 Tedavi: Çene fiksasyonu yapılmalıdır.

 

 

Diş çekimi sırasında çekim boşluğu etrafındaki alveoler kemik esner, genişler ve dişin alınmasına izin verir. Ancak bazen yoğun kortikal kemikle veya kökleri birbirinden çok ayrık dişlerle karşılaşılır. Yaşlılarda ise kemik elastikiyetini kaybeder. Bu durumlarda çekim sırasında alveol kemiği kınklanyla karşılaşılabilir.

panaromik röntgen

PANAROMİK RÖNTGEN

 

Genel ağız muayeneniz:
Tüm dişleriniz ve ağız içi dokularınız değerlendirilerek henüz şikayetiniz olmayan dişlerle ilgili müdahaleler gerekiyorsa bilgilendirilirsiniz. Henüz derin olmayan diş çürükleri size rahatsızlık vermiyor olabilir ancak ilerlediği durumlarda rahatsızlık hissedebilirsiniz. Ya da henüz başlangıç aşamasındaki dişeti hastalığınız konusunda bilgilenirseniz ileriye yönelik olarak dişeti çekilmelerini ve diş kayıplarını engelleyebilirsiniz.

Tedaviden beklentileriniz değerlendirilir:
Eğer diş hekimine başvurma nedeniniz estetik olarak daha güzel dişlere sahip olmak ise tedaviden nasıl bir sonuç beklediğinizi çok iyi ifade etmelisiniz. Bu durumda hekiminiz de beklentilerinizin uygulanabilirliği konusunda sizi daha rahat bilgilendirecektir.

Teşhis amaçlı röntgen tetkiki istenebilir:
Röntgen 2 türlü istenebilir. Genel olarak tüm ağız içi durum değerlendirmesi gereken durumlarda Panaromik Röntgen çekilmesi istenebilir. Lokal olarak tek bir diş kaynaklı şikayetlerde hasta koltuğunda tek dişin röntgeni çekilerek dişin durumu değerlendirilir. Panaromik röntgen çenelerle ilgili genel bir görüntü verdiği için bazen ağız içi muayene sırasında saptanamayan ara yüz çürükleri, uyumsuz restorasyon, eksik kanal tedavisi, kök ucu iltihabı gibi durumların teşhisini sağlar.

Tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi diş hastalıklarında da hastalık, yara yada teşhis için röntgenler kullanılır. Röntgenler genelde diş apseleri, diş çürükleri, periodontal hastalıklar nedeniyle kemiğin zarar görmesi, çene kemiğinde ve çene kemiğindeki diğer bozukluklarda, sıkışmış dişlerde ve kırılan dişlerde bozuklukların varlığı ve boyutunun teşhis etmesi açısından önemlidir.

Çürüklerde röntgen çürüğün, dişlerin yada diş eti çizgisi arkasına gizlendiğinde diş minesi sağlıklı gibi dursa da dişteki durumu gösterir. Eğer diş hekimi bir sorun oluğu kanısına varırsa dişinizin röntgenini isteyebilir. Diş röntgeni çekiminde radyasyon miktarı çok azdır ve işlem çok basittir. Çürüklerin tespiti için en sık kullanılan yöntem röntgendir.

Ağzın içine, dişin yanında küçük bir film yerleştirilir. Siz filmi, filmi saran kağıdı aşağı doğru ısırarak tutarsınız, böylece röntgen aleti sorunlu dişi hedefler ve röntgen çekilir. Bir kaç dakika gibi kısa bir sürede filmin banyosundan sonra, diş hekiminiz yapılması gerekenleri ve tedavi yöntemini belirleyebilir.
Dişlerin tümünün röntgeni sadece teşhis amaçla çekilmeli, düzenli bir muayenenin amacı olmamalıdır. Böyle olması gereksiz yere fazla radyasyon almak demek olur. Özel durumlar dışında tüm ağızın röntgeni 5 yılda bir kereden fazla çekilmemelidir.

Röntgen çekimi sırasında, fazla radyasyon almanıza önlem olarak diş hekimi size, göğüsten bacağa doğru ön tarafınızı kaplayan bir kurşun önlük giydirebilir. Herkesin bu önlüğü giymesi gerekir fakat hamile ve emziren kadınlarda bu çok daha önemlidir.

Panoramik röntgen,

panoramik x-ray ya da ilk adı ile panorextir. Panoramik röntgendeki x-ışınlarının verdiği radyasyon oranı diğer yöntemlere göre daha azdır. Sonuç hızlı bir şekilde alınır. Bu yöntemde özellikle diş ağrıları olan hastalar için çok büyük zaman avantajı vardır. Panorex yani panoramik röntgen, diş doktorlarının yapacağı, diş implant ameliyatları planlamasında da çok gereklidir. Panoramik röntgen diş hekimine hastanın, burun bölgesini, sinüslerini, alt ve üst çene eklemlerini, dişlerini ve onu çevreleyen kemik yapısını gösterir. Panoramik röntgen filmi kistleri, tümörleri, kemik düzensizliklerini ve çok daha fazlasını ortaya çıkarmaktadır.

Dijital Sefalometrik röntgen

Sefalometrik röntgen cihazıyla ön, arka ve yan pozisyonlarda kafa kemikleri ve yumuşak dokular aynı filmde görüntülenmektedir. Bu yöntem çekim genelde ortognatik cerrahi gerektiren hastalardan alınmaktadır. Tedavi öncesi tedavi planının hazırlanmasında ve tedavi sırasında veya sonrasında tedavinin etkilerini değerlendirebilmek amacıyla alınır.

DİŞETİ HASTALIKLARI HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

DİŞETİ HASTALIKLARI HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

 

Periodontal hastalıklar, her dört kişiden üçünü yaşamlarının bir döneminde etkileyerek dişlerin kaybına neden olmaktadır. Periodontal hastalıklar zamanında teşhis edilirse başarılı bir biçimde tedavi edilebilir.

Dişeti hastalıklarının tedavisi ve onlardan korunma, sağlığımız açısından çok önemlidir. Doğal dişlerinizi koruduğunuz sürece daha rahat çiğneyebilir ve daha iyi bir sindirim yapabilirsiniz. Sağlıklı bir gülümsemeye kavuşarak, görünüşünüzün doğal parçasını korursunuz. Gelecekte dişlerinizle ilgili başınıza gelebilecek pek çok sıkıntılı işlemden kurtulduğunuz gibi paranızı tasarruf edebilirsiniz. İyi bir görünüm ve kendinizi iyi hissetmeniz için, doğal dişlerinizin yerini hiç bir şey tutamaz.

 

Periodontal hastalık nedir?

 

Dişlerinizin etrafındaki destek dokularını ve dişetlerini etkileyen hastalıklara periodontal hastalıklar ismi verilmektedir. Periodontal hastalıkların ilk safhası olan gingivitis’te dişlerin etrafını saran dişetleri kızarır, şişer ve kolayca kanar. Hastalığın bu safhası fazla sıkıntılı olmamakla beraber hastalık tedavi edilemezse, dişetleri ve dişlerin etrafındaki kemik dokusunda geridönüşü olmayan zararlar ortaya çıkabilir ve periodontitis gelişebilir. Periotontitis, periodontal hastalıkların ilerlemiş bir safhasıdır. Dişlerin ağızda durmasını sağlayan destek dokuları ve kemik harap olur. Dişlerin etrafındaki kemik kaybı nedeniyle derin cepler oluşur. Hastalık geliştikçe dişler sallanmaya başlar ve sonuçta dişin çekilmesi gündeme gelir.

Dişeti hastalıklarının belirtileri nelerdir?

 

Dişeti hastalıklarının pek çok belirtisi vardır. Aşağıdaki belirtileri saptarsanız dişhekimine başvurunuz:

*             Diş fırçalaması sırasında dişetlerinde kanama

*             Kırmızı, şiş ve dokununca kanayan dişetleri

*             Dişetlerinin dişlerden ayrılmaya başlaması

*             Sürekli kötü ağız kokusu

*             Dişetleri ve dişler arasından cerahat gelmesi

*             Dişlerin sallanması ve birbirinden ayrılması

*             Isırma durumunda dişlerinizin kapanışındaki değişim

*             Hareketli protezlerinizin kapanışında değişim

 

Yukarıdaki belirtilerin hiçbirisi olmaksızın da dişeti hastalığı olabilir.

 

Dişeti hastalıklarının nedenleri nelerdir?

 

Dişeti hastalıklarının ana nedeni, dişlerin üzerinde oluşan genellikle sarımsı-gri renkli organik eklentiler olan bakteri plağıdır. Sağlıklı bir ağız için esas olan, dişlerin üzerinde oluşan bakteri plağının günlük temizliklerle ortamdan uzaklaştırılmasıdır.

Sağlıklı diş ve dişetleri

Dişeti    Kemik

Bakteri plağı kaldırılmazsa sertleşir ve diştaşı ya da tartar olarak isimlendirilen birikintiler oluşur. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen toksinler (zararlı maddeler) dişetlerine zarar verir. Toksinler dişlerin etrafındaki destek dokularını yıkar, dişetleri dişlerden uzaklaşır, oluşan periodontal ceplerde daha fazla bakteri plağı birikir.

 

Periodontal Cepler

Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir, bakteri plağı dişlerin açığa çıkmış kök yüzeylerine yapışır. Dişlerin kemik desteği yok olur ve tedavi edilmeyen dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilir.

Dişeti hastalıklarına neden olan diğer unsurlar nelerdir?

Periodontal hastalıkların ana nedeni bakteri plağı olmakla beraber, diğer unsurlar da dişetlerinizin sağlığını etkileyebilir.

 

Beslenme biçimi ve tütün kullanma ağız sağlığınızı etkilemektedir. Besleyici değeri düşük bir diet, vücudun hastalıklara karşı mücadele gücünü azaltmaktadır. Ayrıca, stres vücudun hastalıklardan korunma kabiliyetini etkileyebilir. Tütün kullananlar, kullanmayanlara göre, dişetlerini daha fazla tahriş etmektedirler.

 

Lösemi, AİDS gibi vücudun savunma sistemini etkileyen hastalıklar dişetlerinin durumunu daha kötü bir hale getirebilir. Kişilerin enfeksiyona çok açık olduğu, kontrol altında olmayan diabet gibi durumlarda dişeti hastalığı genellikle çok daha şiddetlidir ve kontrol altına alınması daha güçtür.

Hamilelik sırasındaki hormon değişimleri, dişetlerinin daha kırmızı, bakteri plağına karşı daha duyarlı bir hale gelmesine neden olur. Erken safhalarında bulunan varolan bir dişeti hastalığı özellikle hamilelik döneminde daha da şiddetlenebilir.

Doğum kontrol hapları, antidepresanlar ve bazı kalp ilaçları ağız sağlığınızı etkileyebilir.

Genel sağlığınızdaki en ufak değişimleri dişhekiminize bildiriniz.

Dişeti hastalıkları nasıl teşhis edilir?

 

Dişhekimleri dişetlerinin genel görünümünden şüphelendikleri zaman periodontal sonda adı verilen bir alet ile diş ile dişeti arasındaki dişeti cebinin boyunu ölçerler. Yetişkinlerdeki her ağız içi muayenesinin bir parçası olarak periodontal muayene yapılmalıdır. Dişlerin etrafındaki kemik dokusunu değerlendirmek için röntgen filmleri alınabilir.

 

Periodontal Sonda

 

Dişeti hastalıklarından nasıl korunulur?

 

Periodontal hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynayabilirsiniz. Yaşam boyu dişlerinizi ağızda tutmak için bakteri plağının, diş fırçalaması ve diş ipi kullanılması ve kimyasal ajanlarla düzenli olarak hergün, dişlerden uzaklaştırılması gerekmektedir.

 

Yukarıda sayılanlara ek olarak diş hekimine düzenli gidilerek kontrollerin yaptırılması son derece önemlidir. Günlük ağız bakımı diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber tamamen önleyememektedir. Bir dişhekimi tarafından yapılacak diş taşı temizliği; sizlerin diş fırçası, diş ipi ile temizleyemediğiniz bölgelerdeki sertleşmiş diş taşlarının ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar. Diş taşlarının kaldırılmasına diş taşı temizliği ismi verilmektedir.

 

implant-dis-eti-hastaliklari-periodontoloji

DİŞETİ HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ

Dişeti hastalıklarının belirtileri nelerdir?

 

Dişeti hastalıklarının pek çok belirtisi vardır. Aşağıdaki belirtilerde sizde varsa dişhekimine başvurunuz

dis-eti-hastaliklari-periodontoloji

dis-eti-hastaliklari-periodontoloji

 

*             Diş fırçalaması sırasında dişetlerinde kanama

*             Kırmızı, şiş ve dokununca kanayan dişetleri

*             Dişetlerinin dişlerden ayrılmaya başlaması

*             Sürekli kötü ağız kokusu

*             Dişetleri ve dişler arasından cerahat gelmesi

*             Dişlerin sallanması ve birbirinden ayrılması

*             Isırma durumunda dişlerinizin kapanışındaki değişim

*             Hareketli protezlerinizin kapanışında değişim

 

Yukarıdaki belirtilerin hiçbirisi olmaksızın da dişeti hastalığı olabilir.

 

Dişeti hastalıklarının nedenleri nelerdir?

 

Dişeti hastalıklarının ana nedeni, dişlerin üzerinde oluşan genellikle sarımsı-gri renkli organik eklentiler olan bakteri plağıdır. Sağlıklı bir ağız için esas olan, dişlerin üzerinde oluşan bakteri plağının günlük temizliklerle ortamdan uzaklaştırılmasıdır.

ÇENE CERRAHİSİ

 

Çene cerrahisinin çalışma alanı içinde olan diğer bir konu ise, doğumsal veya sonradan gelişen çene yüz anomalileridir. Bunlar arasında sıklıkla rastlanan damak-dudak yarıkları, alt veya üst çenenin ileride veya geride konumlanması nedeniyle çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin bozulduğu durumlar gelmektedir.

Çene cerrahisi başta ağız ve dişlere bağlı kistler tümörler gibi patolojilerin yanı sıra diş ve çene kırıkları çene kemiği içinde gömük kalmış dişlerin çıkartılması veya sürdürülmesi, protez yapımına yardımcı olmak için ağzın sert ve yumuşak dokularında yapılan düzeltmeleri içermektedir. Çene-yüz bölgesi ağrıları, alt çene eklemi hastalıkları tükürük bezi rahatsızlıkları da çene cerrahisinin çalışma alanı içindedir. Aynı zamanda bazı sistemik hastalıkların ağız içerisindeki belirtilerinin saptanması ve tedavisi de çalışma alanına girer.

 

20 yaş dişlerine hangi durumlarda operasyon yapılır. Binlerce yıl öncesine göre kıyaslandığında daha yumuşak ve hazır yeme alışkanlığına bağlı olarak, insanların çene yapısında küçülme, dolayısıyla ağızda küçülme, dişlerin şekillerinde düzleşme olmuştur. Bu durum en fazla 20 yaş dişleri dediğimiz 18 yaşından itibaren çıkmaya başlayan çene kemiğinin en gerisindeki dişleri etkilemiştir. Genellikle bireylerin ağzında bu dişlerin rahatlıkla sürebilmesi için yeterli alan bulunmadığından günümüzde birçok genç insanda 20 yaş dişleri sorun teşkil etmektedir. İnsanlarda 20 yaş dişleri genellikle yer darlığından ötürü, bazen de yanlış konumlanışa bağlı olarak süremeyip gömük ya da yarı gömük kalırlar. Gömük 20 yaş dişleri genellikle o kişiye ağrı, şişlik, ağzı yeterince açamama gibi rahatsızlıklar verebilmektedir. Süremeyen 20 yaş dişinin etrafında çene kemiğine yapışık, sürme apsesi dediğimiz kistik bir lezyon oluşabilir (20 yaş dişlerine bağlı yaşanan ağrı ve şişlikler genelde bu lezyonun akut enflamasyonlarında oluşmaktadır). Ayrıca 20 yaş dişleri komşu olduğu dişin kökünü eritebilir ve geniş bir çene kemiği defektine yol açabilirler. 20 yaş dişlerinin ön dişleri sıkıştırıp çapraşıklığa yol açması durumuna da sıklıkla rastlanmaktadır.

20 yaş dişi cekimi fiyat bilgisi almak icin arayınız 05345495016 estetik.dentist@gmail.com

Diş Eti Estetiği ve Diş Eti Hastalıkları

 

Diş Eti Estetiği ve Diş Eti Hastalıkları

Diş fırçalama alışkanlığı oranı düşük olan toplumumuzda dişeti rahatsızlıkları bu yüzden yüksek oranda görülmektedir. Genelde ağrısız bir süreç izlemesi nedeniyle dişeti rahatsızlıkları, hastalara tedavi gerektiren bir durum değilmiş gibi gelmektedir. İlk belirtilen dişetlerinin rengindeki değişiklik ve kanama olarak karşımıza çıkar.

Dişeti Hastalığı Nedir?

Dişeti hastalığı, dişinizi çevreleyen ve destekleyen kemiğe kadar ilerleyebilecek dişeti iltihabıdır. Dişlerinizin üzerinde yapışkan, renksiz bir film tabakası olan plak bulunur. Diş ipi kullanılmadığı ve dişler her gün fırçalanmadığı takdirde dişlerde plak birikebilir ve bakteriler sadece dişetini ve dişleri değil, aynı zamanda dişeti dokusunu ve dişleri destekleyen kemiği de enfekte edebilir. Bu da, dişlerin gevşemesine, düşmesine ve hatta diş hekimi tarafından çekilmesine yol açabilir.

Dişeti hastalığı başlangıç safhasından itibaren 3 safhada ilerler. Başlangıç Dişeti iltihabı: Dişeti hastalığının en erken aşamasıdır, dişeti çizgisinde plak birimi sonucunda oluşan dişeti iltihabıdır. Diş ipi kullanılmadığı ve dişler her gün fırçalanmadığı takdirde, dişeti dokusunu tahriş eden toksinler üreterek dişeti iltihabına neden olabilir. Fırçalama ve diş ipi kullanılması esnasında düetleriniz kanayabilir. Dişeti hastalığının bu ilk aşamasında hasar önlenebilir, çünkü dişi tutan kemik ve bağlı dokuları henüz etkilenmemiştir. Periodontitis: Bu aşamada, dişlerinizi tutan destek kemik ve lifler geri döndürülemez biçimde hasar görmüştür. Dişeti çizgisinin altında, gıda ve plakları hapseden bir cep oluşmaya başlayabilir. Diş tedavisi uygulanması ve evde özenli bir ağız ve diş bakımı hasarın ilerlemesini genellikle önleyebilir.

İlerlemiş Periodontitis: Dişeti hastalığının bu son aşamasında, dişleri destekleyen lifler ve kemik hasar görerek, dişlerin sallanmasına neden olabilir. Bu durum ısırma şeklinizi etkileyebilir ve yoğun tedavi ile dişler kurtarılamaz ise,dişlerin çekilmesi gerekebilir.

Dişeti Hastalığı Oluştuğunu Nasıl Anlarım?

Dişeti hastalığı, her yaşta, fakat genellikle yetişkinlerde ortaya çıkar. Erken teşhis edildiği takdirde dişeti hastalığı önlenebilir, bu yüzden aşağıdaki belirtilerden birini fark ettiğinizde diş hekiminize gitmeniz faydanıza olacaktır:

• Kırmızı, şişkin veya hassas dişetleri
• Fırçalama sırasında veya diş ipi kullanırken kanayan dişetleri
• Dişeti çekilmesi nedeni ile daha uzun görünen dişler
• Şişmiş dişetleri
• Ağzınızı kapadığınızda diş hizasındaki değişiklikler
• Diş ve dişetleriniz arasındaki iltihap
• Sürekli kötü ağız kokusu veya ağzınızda kötü tat

Dişeti Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

• Dişeti hastalığının erken aşamaları, doğru diş fırçalama ve diş ipi kullanımı ve temizleme ile önlenebilir. İyi bir ağız bakımı, plakların birikmesini önlemeye yardımcı olur.
• Diş hekiminiz tarafından yapılacak profesyonel temizlik, biriken ve sertleşerek tartar haline gelen plakları çıkarmanın tek yoludur. Diş hekiminiz, dişeti çizgisinin üzerindeki ve altındaki tartarı yok etmek için dişlerinizi temizleyecektir. Durum daha ciddi ise kök düzeltme işlemi yapılabilir. Kök düzeltme, diş köklerindeki düzensizlikleri düzleştirmeye ve burada plak birikimini azaltmaya yarar. Erken safhadaki dişeti hastalığı, düzenli diş muayenesiyle ilerlemeden tedavi edilebilir. Durumunuz daha da îlerlemişse, diş hekimi muayenehanesinde tedavi gerekecektir.

Sağlıklı bir gülüş için sadece dişlerin beyaz olması yetmez dişetlerimizin de sağlıklı yani pembe olması gerekmektedir. Kanamalı ve iltihaplı dişetleri ilerleyen safhalarda hiç çürük olmayan dişlerin bile, destek doku kayıpları nedeniyle kaybedilmesine yol açar. Tamamen sağlıklı bir ağız İçin hijyen kurallarını eksiksiz ve düzenli olarak yerine getirirsek mutlu ve güzel gülüşler hep bizimle olacaktır…

DİŞ ETİ TEDAVİSİ

PERIODONTOLOJI, DIŞLERI ÇEVRELEYEN DOKULAR, ILTIHABI HASTALIKLAR VE BUNLARIN TEDAVISI ILE ILGILENEN ANA BILIM DALIDIR.

Periodontitis; diş ve dişi destekleyen dokuların (periodontal ligament, sement, alveol kemiği) yıkımıyla karakterize iltihapsal bir hastalıktır. Diş eti iltihabı alveol kemiğine (çene kemiği) kadar ilerlemiştir. Periodontitisin temel nedeni bakteri plağıdır ve mekanik olarak tedavi edilebilir. Ancak genetik, çevresel ve sistematik faktörler de hastalığın oluşmasında etken olabilir. Sistemik faktörler içinde diabet, kalp damar hastalıkları, epilepsi, down sendromu, AIDS, kan hastalıkları sayılabilir.

Toplumda yaygın olarak rastlanan periodontal hastalıkların ilk belirtisi diş etinde kanamadır. Diş eti kızarık, şiş ve parlak yüzeylidir. Çoğu zaman bu belirtilere,  ağız kokusu, diş etinde kaşınma, kanama hissi, dişlerde hassasiyet de eşlik eder.

periontoloji

Periodontal hastalıklar toplumda çocuk- luktan yaşlılığa kadar her yaşta insanı farklı şiddette etkileyebilmektedir. Çoğu zaman hastanın ağrı gibi bir şikayeti olmadığı için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Hastanın şikayeti olduğunda ise sağlam, çürüksüz dişler destek dokular-daki kayıplardan dolayı sallanarak kaybedilmektedir.

periontoloji

TEDAVI YÖNTEMLERI

Periodontal tedavinin ana amacı umutsuz gibi görünen sağlıksız dişleri ağızda tutmaktır. Hastalığın tipi ve şiddetine göre değişik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlar; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak basitçe özetlenebilir. Aynı zamanda yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamak da, periodontal tedavi kapsamındadır. Hastalığın tipi ve şiddeti; hastanın alışkanlıkları ve hekimi ile yapacağı işbirliği, ağız hijyeninin standardı, tedavi planlaması ve başarısını doğrudan etkiler.

Periodontal tedavi, erken teşhis ile gerekli müdahaleler yapıldığında sonuçları kesin ve hasta memnuniyetinin en yüksek oranda olduğu dişhekimliği hizmetidir. Unutulmamalıdır ki periodontal olarak sağlıklı olmayan dişlere hiçbir restoratif tedavi uygulanamaz.